1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Yalan, yeni nesil siyaset mi oldu!
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Yalan, yeni nesil siyaset mi oldu!

A+A-

Serdar Turgut bir yasında, ‘Devlet adamı olmak başka müteahhit olmak başka bir iş. Devlet adamlığı farklı bir çap meselesi...' diyor.

31 Mart seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun Elazığ depreminde kurtarma çalışmaları sürerken Erzurum Palandöken’de ailesiyle kayak tatiline gitmesi kamuoyunda eleştirilince, ‘Yeni nesil siyaset bu, toplum buna alışacak’ gibi laflarla zeytinyağı gibi de üste çıkmaya çalıştı adeta.

Bu, toplumda hem yeni nesil siyaset tartışmalarını başlattı hem de siyasette yalan kavramını sorgulattı.

Siyasette ahlak kavramını da…

Bir inanç ve düşünce sistemi olan ahlâk, canlılardan salt insana özgü olan bir şey.

Toplumsal bir olgu…

İnsanlar birlikte yaşamasalardı, ahlâktan söz edilebilir miydi?

Eee, birlikte yaşadığımıza göre?

* * *

Yandaşlarından birileri de çıktı dedi ki, ‘O çok zeki bir insandır’.

Zeki olmak ve akıllı olmak!

Zeki olmak ve ahlaklı olmak!

Keşke söylendiği gibi zeki olduğu kadar, biraz akıllı da olsaydı İmamoğlu!

Çünkü zekâ, denetimsiz enerji gibidir.

Onu anlamlı kılan, düzene sokan akıldır.

Akıllı kişi doğruyu seçen, yapan kişidir.

İyi ve doğru olana hizmet etmekte olan aklı dizginleyen güçtür zekâ.

Zekâ etik hiçbir anlam taşımaz, nötrdür.

Zekâ mı, akıl mı diye sorulabilirse eğer, en az zekâ kadar akıl da gereklidir, demek doğru olur.

Örneğin zeki bir insan dünyadaki en güçlü nükleer bombayı icat edebilir.

İleride sevdiği her şeyin ölümüne neden olacağını akıl edemeyebilir. Ama akıllı insan; icat edebilecek zekâsı olsun olmasın, buna girişmez.  Zekâ ile aklın farkını en iyi sergileyen bir alan da mizahtır.

Evet, iyi mizah ciddi anlamda zekâ gerektirir.

Ancak, çok iyi bir mizahçının, kendisine ve çevresine zarar verebilecek, yanlış şeyler yaptığına da tanık olabiliriz sıkça…

Tıpkı İmamoğlu gibi!

Zekâ, tek başına yetmiyor demek ki.

İmamoğlu çok zekiymiş ya!

* * *

Tarihsel süreç içerisinde siyaset ve ahlâk konusu ayrı ayrı üzerinde en çok tartışılan, konuşulan ve belirli bir sonuca ulaşılamayan konuların başında gelmekte.

Ahlâk, siyasetin temel yapı taşlarından biridir.

Siyasetin ahlâkı içine almadan yalan-dolanla işlemesi yahut siyasette siyasî alanın dışına çıkarılması, siyaseti de ahlâksız bir hale büründürmektedir.

Büyüklerin yarattığı sorunlar nedeniyle gençlerin politikada çözüm üretmeye başladığı günümüzde artık yeni bir siyaset anlayışı geliştirmemiz gerekiyor bizim de evet.

Ama bu, ahlaki değerlerden uzak, yalan-dolanla olmasa gerek!

Ahlâkî temelden yoksun, ahlâkî değer yargılarının süzgecinden geçmeyen bir siyaset, toplumun demokratik temsile olan güven duygusunu daha da zedeleyecektir çünkü.

Hiç kimsenin işine ve emeğine dokunmayacağız" deyip hemen ardından binlerce çalışanı işten çıkarmak, sürdürülebilir bir siyaset anlayışı olabilir mi hiç?

Yüksek hedefleri olan biri böylesine ‘akılsız’ davranabilir mi?

Bu yazı toplam 118 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT