1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Türkiye’de çiftçi sayısının azalması ne anlama geliyor?
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Türkiye’de çiftçi sayısının azalması ne anlama geliyor?

A+A-

Tarım sektörü, ülkelerin gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, tüm ülkelerin ekonomik yaşamlarında önemli bir yere sahiptir.

İnsanların beslenebilmesi için gereken gıda maddeleri ve hammaddeler tarım sektörüyle sağlanmaktadır.
Bu açıdan Sanayileşme mi, tarım mı daha önemlidir ikilemine girip, bunları birbirinin karşıtıymış gibi göstermenin anlamı yoktur, yararı da.

Türkiye, sanayileşmesini sürdürürken aynı zamanda tarıma da gereken önemi verip, kuşkusuz verimliliği arttırıcı çabalarda bulunacaktır, bulunmaktadır…


Sorunlar, eksiklikler, yanlış yapılan kimi uygulamalar yok mudur?
Hiç kuşku yok ki vardır.
Ancak Türkiye son çeyrek yüzyılda ekilebilir alanların azalmasına ve yine çiftçi sayısının düşmesine karşın birçok kalem üründe artışlar sağlayabilmektedir.
Yani daha az kişi ile birim başı verimi arttırabilmektedir.
Bunun kuşkusuz teknolojik gelişme, sulama olanaklarının artması ve tohum ıslahı ile de yakından ilintisi vardır.

 * * *

Türk tarımındaki bu duruma genel olarak bakmayıp, salt çalışan sayısının azalması ile ‘Türk tarımının öldüğü’ tezini dillendirmek doğru değildir.
Evet, son yıllarda Türkiye’de kırsal kesimde çalışan nüfusta önemli bir azalma görülmektedir.
Ne var ki bu yaşamın doğal akışına uygun ve hatta biraz da gecikmiş bir gelişmedir.
1950 öncesi nüfusun yarıya yakını kırsalda yaşarken bu oran son çeyrek yüzyılda hızlanarak küçülmüş ve bu gün yüzde 20’ler seviyesine gelmiştir.
Bunun da altına inmesi gerekir…
Her ne kadar tarım Türkiye’de sürekli hep istihdam alanı olarak görülmüşse de artık bunun sonuna gelinmiştir.
Tarımda verimliliğin salt fazla insanla değil, tohum, sulama ve teknoloji ile olduğu gerçeğini Türkiye de artık görmüştür.
O nedenle salt muhalefet olsun diye, kırsaldaki nüfusun azalmasını ‘Türkiye’de tarımı bitirdiler, tarım öldü’ şeklinde yorumlayanlar gerçekleri söylememektedirler.
Eğer bu söyledikleri doğru olsaydı, 2002’de 36,9 milyar TL olan tarımsal hâsıla 2017 yılında nasıl olurda 188,7 milyar TL’ye çıkardı?
Nasıl olurdu da Türkiye tarımsal alanda Avrupa’da daha 3-5 yıl öncesine kadar 4. sırada iken, bu gün 1. sıraya yükselebilmiştir?
ve Avrupa’nın en büyük tarım ülkesi konumuna gelebilmiştir?

* * *
‘Kendi kendimize yetiyorduk da bu gün saman, buğday, nohut satın alıyoruz dışarıdan’ nakaratı siyasi getirim için üretilip söylenmiş ama gerçeklerle ilgisi olmayan büyük bir palavradır.
Türkiye evet, 40 yıl önce, nüfusu 40 milyonlardayken ve salt 1 milyon bile turist gelmezken bu gün nüfusu 82 milyon, 6 milyon göçmen ve 30 milyonu da aşan turist ile toplamda 130 milyon insanı hala doyurabilmektedir.
Üstüne de 17 buçuk Milyar dolarlık dış satım yapmakta ve ticaret dengesinde artı vermektedir.
Bu, dışarıdan alınanların işlenerek dışarı satıldığının bir işareti değilse nedir?
‘Dışarıdan saman alıyoruz’ mantığı nereye varıla bilinir?
İyi ki, Buzdolabı, TV yapıp dışarı satıyoruz ve saman alıyoruz.
Ya hep tersinin mi yapılması isteniyor ki?

 

Bu yazı toplam 107 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.