1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Türkiye-AB serüveni süreci (1)
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Türkiye-AB serüveni süreci (1)

A+A-

Türkiye, insanlık tarihinin en büyük barış projesi olarak nitelendirilen Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun (AET) 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre sonra 31 Temmuz 1959'da topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştu.

Türkiye adına bu başvuruyu, dönemin Demokrat Parti lideri ve Başbakanı Merhum Adnan Menderes yapmıştı.

Menderes, bu başvuruyla, Türkiye'nin Avrupa'ya ilk adımı attığını ifade etmişti.

AET Bakanlar Konseyi, Türkiye'nin yapmış olduğu başvuruyu kabul ederek üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık anlaşması imzalanmasını önermişti.

Söz konusu Anlaşma 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanmış ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmişti.

Yani bu günkü AB ile başlayan serüvenin üzerinden yarım yüzyıldan fazla bir zaman geçti.

2023 yılında 60 yıla varacak…

Ankara Anlaşması, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin hukuki temelini oluşturmaktaydı.

Anlaşmaya imza atan dönemin Başbakanı İsmet İnönü de Avrupa Birliği'ni, "Beşeriyet tarihi boyunca insan zekâsının vücuda getirdiği en cesur eser" olarak tanımlamıştı.

* * *

Ankara Anlaşması'nın 2. maddesinde Anlaşmanın amacı şöyle belirtilmekteydi; "Türkiye ekonomisinin hızlı kalkınmasını ve Türk halkının istihdam düzeyinin ve yaşam koşullarının yükseltilmesini sağlama gereğini göz önünde bulundurarak, taraflar arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri aralıksız ve dengeli olarak güçlendirmeyi özendirmektir."

28. madde ise Türkiye'nin üyeliğini düzenlemekteydi; "Anlaşma'nın işleyişi, Topluluğu kuran Anlaşmadan doğan yükümlülüklerin tümünün Türkiye'ce üstlenilebileceğini gösterdiğinde, Akit Taraflar, Türkiye'nin Topluluğa katılması olanağını incelerler."

Bu maddeden açıkça anlaşılmaktaydı ki, "Türkiye-AET ortaklık ilişkisinin nihai hedefi Türkiye'nin Topluluğa tam üyeliğidir."

Anlaşma, Türkiye'nin AET'ye uyumu için hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve nihai dönem olmak üzere üç devre öngörmüştü.

* * *

Türkiye-AB ilişkileri, 1970'li yılların başından 1980'lerin ikinci yarısına kadar, siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı istikrarsız bir seyir izlemişti.

12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından ilişkiler resmen askıya alınmıştı.

1983 yılında Türkiye'de sivil idarenin yeniden kurulması ve 1984 yılından itibaren Türkiye'nin ithal ikameci politikaları hızla terk etmesi ile beraber, Türkiye'nin dışa açılma süreci başlamıştı.

Böylece 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren dondurulmuş bulunan Türkiye-AET ilişkilerinin canlandırılması süreci başlamıştı.

Ve Türkiye, 14 Nisan 1987 tarihinde, Ankara Anlaşması'nda öngörülen dönemlerin tamamlanmasını beklemeden, üyelik başvurusunda bulunmuştu.

Komisyon, bu başvuru ile ilgili görüşünü 18 Aralık 1989'da açıklamış ve kendi iç bütünleşmesini tamamlamadan topluluğun yeni bir üyeyi kabul edemeyeceğini belirtmişti.

Ayrıca, Türkiye'nin, topluluğa katılmaya ehil olmakla birlikte, ekonomik, sosyal ve siyasal alanda gelişmesi gerektiğini ifade etmişti.

Bu Türkiye tarafından da olumlu değerlendirilmiş ve Gümrük Birliği'nin Katma Protokol'de öngörüldüğü şekilde 1995 yılında tamamlanması için gerekli hazırlıklara başlanmıştı.

İki yıl süren müzakereler sonunda 5 Mart 1995 tarihinde yapılan Ortaklık Konseyi toplantısında alınan karar uyarınca Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmişti. Böylece, Türkiye-AB Ortaklık İlişkisininSon Dönemi’ne geçilmişti. Gümrük Birliği, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile bütünleşme hedefine yönelik ortaklık ilişkisinin en önemli aşamalarından biriydi ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine ayrı bir boyut kazandırmıştı.

Tarımsal üretimin kapsam dışı bırakıldığı Gümrük Birliği anlaşması kuşkusuz Türk sanayi sektörünün dünya rekabetine açılmasında önemli bir süreç olmuştur.

Yarın 2007 yılında oluşturulan ‘Tarımsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’ ile konuyu değerlendireceğiz

Bu yazı toplam 205 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT