1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Temassız Gazetecilik!
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Temassız Gazetecilik!

A+A-

Yazılı basın sektöründe zaten bir sıkıntı yaşanmaktaydı…

Salgın ile birlikte çalışma koşulları ve basılı ürünlerin dağıtımı, okuyucuya ulaştırılması daha da zorlaştı.

Birçok sektörde olduğu gibi evden çalışma biçimine geçildi olabildiğince.

Temassız gazetecilik diye bir sürece girildi…

Bütün dünyada olduğu gibi…

Ekonomik sorunlar nedeniyle firmaların çalışanlarını işsiz bırakmaması için devlet bir takım kolaylıklar sağladı.

Salgın nedeniyle kriz sürecinin daha ne kadar süreceği belirsizliğini korumakta…

Gazetecilik her ne kadar çok kazanmak değil, gönül işi olsa da gazetelerin kendi yaşamını sürdürebilmeleri de yaşamsal önemde.

* * *

Ülke ve toplum olarak büyük bir yaşam mücadelesi vermekte olduğumuz bu günlerde gazeteci tanımının da sorgulanmaya başlandığı bir süreci yaşamakta olduğumuzu kabul etmemiz gerekiyor.

Zaten gelişmekte olan yeni medya ve yeni nesil gazetecilik Türkiye’de henüz atağa geçme dönemine başlamışken salgın bu süreci tetikledi ve hızlandırdı.

Artık her kes gazeteci!..

Dijitale uyum sağlamaya çalışan geleneksel medya temelli haber üretim merkezleri bocalama ve şaşkınlık içindeyken 10 yaşında bir çocuğun akıllı telefonunu eline alıp inanılmaz görüntüleri üstelik kendine göre de yorumlayarak sunması zaten gelmekte olan süreci apaçık işaretliyordu.

Gelişen teknoloji, ‘teknoloji bizi ele mi geçiriyor’ sorusunu tartışmaya acırken, konu ‘Teknolojiden nasıl yararlanabilirize’ evirildi.

Artık ofisleri olmayan, hızlı ve okuyucuya derhal ulaşacak büyük ölçüde ‘temassız’ haberlerle doldu ortalık.

Doğru yahut yanlış, çağ bunu gerektiriyor ama bu durum yararlı bir hale de dönüşemez mi?..

Ne düşünürsek düşünelim, ne yaparsak yapalım artık dünyada ‘Yeni nesil denen bir gazetecilik’ gelişmekte.

Kim bunun farkına daha önceden varıp, yeni bir anlayış geliştirerek yol almaya çalışırsa, onun yaşama şansının çok daha uzun olacağı açık.

 

* * *

 

Dönüşüm kaçınılmaz

Ve bu dönüşüm illa ki kötü bir şey de olmayabilir.

Yeter ki gazeteciliğin temel ilkelerinin dışına taşmadan yeni sürece uyum sağlayabilelim…

Gazetecilik derslerinde öğrendiğimiz gibi, ‘Muhalif gazeteci diye bir şeyin olmayacağını’ bilerek, artık bunu içselleştirerek sürece bakmak ön koşuluyla…

Zaten demokrasinin dördüncü gücü olma savındaki gazeteciliğin sistemi denetleme görevinin var olduğunu ve bunun da onu doğal olarak objektif yaptığını bilerek yürürsek sanırım çok daha iyi olacak.

Belki tam anlamıyla tarafsız olmak zor ama Yandaş yahut Muhalif olmaktan önce ‘Objektif’ olmak zorunda olduğumuzu bilmemiz gerek.

Gazeteci de bir insan ve tuttuğu mutlaka bir taraf olacak.

Önemli olan, haberleştirdiği bir olayı ısrarla bir tarafa çekmeye yeltenmemek.

Gazetecilik derslerinde ilk öğrendiğimiz şey muhalif yahut yandaş olmak zorunda olmadığımızdı.

Gazetecinin görevinin olanları kamuoyunu bilgilendirmek üzere olanı-biteni, iyisiyle-kötüsüyle aktarmak olduğunu bilerek davranmalıyız.

Muhalefet yanlısı haber ve yorum yapmanın iktidar yanlısı haber ve yorum yapmaktan en ufak bir farkının olmadığını salt gerçeği iletmek olduğunu bilmemiz gerek.

Yeni süreç, herkesi gazeteci gibi gösterme eğiliminde olsa da kuşkusuz bunun da ilkeleri olacak.

Gazetecilik ölmeyecek yani…

Ve hatta ‘Yorumculuk’, ‘köşe yazarlığı’ çok daha önem kazanacak.

Bilgiye herkes, her yerden ulaşabilecek bir sürece girildi uzun süredir ama doyurucu ve mantıklı yorumlar daha çok aranacak.

Bu yazı toplam 147 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT