1. YAZARLAR

  2. Hasan Kamiloğlu

  3. Sorun nerede?
Hasan Kamiloğlu

Hasan Kamiloğlu

Sorun nerede?

A+A-

Acı bir haber dönüyor yine bir kadın cinayeti üzerine. Neyin ürünü bu adına isim bile bulamadığımız akla ziyan cinayetler. Her bu tip haberde toplumca geriliyoruz, kan beynimize sıçrıyor, şöyle mi ceza verelim, yoksa katili böyle mi öldürelim.

Asalım mı, keselim mi yoksa mevcut ceza sistemine göre ömür boyu besleyelim mi gibi fütursuz konuşmalar! Bütün bunlar bu sorunu ne kadar halledecekti kimse buna kafa yormuyordu. Ya da bu eylemler, bu acı ve iğrenç sürecin hangi safhasıydı!

Elbette toplumda suç işleyen kişilere ceza verelim hem de en ağırından. Fakat sorunun kökten çözümü sadece ceza konuşmak mı olmalı? Konu cezadan da öte, toplumdaki bu ağır ahlaki sendromu nasıl ortadan kaldırabiliriz ve köklü bir çözüme ulaşırız, olmalı değil mi aslında!

Toplumdaki asıl sorun, bir kadının katledilmesinden öte, erkeğin kadını, başka bir kadının bir çocuğu, bir çocuğun hayvanı, kadının kadını, erkeğin erkeği, varlıklının varlıksızı, yani gücü yetenin gücü yetmeyeni ezmesi, yok etmesi değil mi?

Pedagojik olarak, hep büyük balık küçük balığı yutar denklemi öğretilmiyor mu zaten. Sürekli amaca ulaşma yolunda her şeyi mübah gören o anlayışı topluma zerk etmeye çalışan seküler ve kapital anlayışa ne diyeceğiz. Yani bir vicdansızlığın empoze edildiği bir toplum pompalanmıyor mu hep zihinsel olarak.  Orada ölmek üzere olan kadına hızla yardım etmek yerine, kameraya alanların da nasıl sorunlu tipler olabileceğine bu pencereden bakıp irdelemek gerekmiyor mu sizce de?

Sorunun temeline odaklanmalı ve köklü çözüm bulmalıyız; Yoksa bugün onu asarsın, yarın öbürünü, ondan sonra da bugün ekranlarda asmaktan kesmekten bahseden kişiler, yarın da aynı ekranda oturup cezalar çok ağır değil mi diye eleştiri yaparlar.

Oysa İlahi sistemi görmüyor muyuz; Önce toplumu inanmaya yönlendirir, sonra ruhlarını ve bedenlerini eğitir, akabinde ise toplumsal kuralları koyar. Sonra da uymayanları şöyle şöyle cezalandırın, der.
Ama eleştirel insanlık bu sistematik kurguya ters mantalite ile bakarak aman böyle de ceza olur mu der. Ama ne zamana kadar? Başına gelene ya da gözleri önünde cereyan edip bunu kendi ruh dünyasında hissedene kadar. Ondan sonra olay odaklı hamasi ifadeler, hatta getireceksin şeriatı sallandıracaksın böylelerini, söylemlerine varan muhabbetler.

Oysa şeriat dediğin şey, sadece kol kesen, kafa koparan adam sallandıran bir sistem miydi, İşe bu perspektifinden bakmayı denemiyorlardı bile. Oysa o öncelikle bir beden ve ruh terbiyesiydi. Toplumun uyumlu ve kontrollü yaşamını sağlayan bir otokontrol sistemiydi.

Ha kol kesmeye, kafa koparmaya gelince önce ruhunu ve bedenini terbiye ettiği, yetmedi manevi ve maddi gözetenlerle otokontrol sistemine tabi tuttuğu insanoğluna bak nefis taşıyorsun ve böyle böyle şeyler yaparsan da toplum menfaati içi şu şu ceza karşılıkların da vardır demekti.

Yani ceza var ama kendisine tabi olundukça cezaya mahal kalacak çok da bir ortam oluşmaz zaten. Örnekleri tarihte vaki değil mi?

Bugün ki beşeri problemlerin çoğunun menşei, kendine yetemeyen insanın kendi yaratıcısının koyduğu kuralları beğenmeyip kendini suça teşvik edecek cezalar ihdas etmeye çalışmasıdır. Yani bu mantık ile suçu engelleyemediğimiz gibi, suçluya da en adil cezayı veremeyiz ve de toplumda da huzuru temin edemeyiz.
Reyting uğruna şiddeti özendiren, buna bahane olarak da -Ya biz dizilerde aslında toplumda gizli kalmış şeyleri gösteriyoruz, diyen ama toplumun bilinçaltında bu şiddet sahnelerini normalleştiren, hatta özendiren tv dizilerindeki sahnelerin sahipleri, bu sahneleri gözlerini dört açarak izleyen bir topluma şiddet yapma demeleri ne kadar inandırıcı!
Sonra aynı kişiler oturup ne oldu bu topluma diyerek timsahvari gözyaşı döküyorlar. Bu nasıl perhiz ya da nasıl bir lahana turşusuna dönüşmüş ve kokuşmuş bir denklem…

Bu toplumun eğitime, eğitilmeye ihtiyacı var. Ama ben yine de ümit var olmak istiyorum. Çünkü geçmişin aksine de iletişim imkanları fazla ve bunun bir getirisi olarak da insanlara ulaşmak çok kolay.

Önceden insanları sadece okulda eğitirdiniz. Ey toplum okulda eğitim bitmiş ya da az daha insaflı olursak etkinliği sıfıra yakındır. Çünkü okul iki, iki dört ederden ibaret kalmıştır ve onun da gerçek dünya ile çok ilgisi yok ne yazık ki.
Oysa bize iki-iki dörtten ziyade akıl, erdem, ahlak, irfan ve sosyal hayattaki pratikte lazım olan bir eğitim sistemi gerek. Eğitim dediğimiz şey gerçek hayatı kuşatıcı bir şekle dönüşmeli. Bununda bir kısmı elbet okulda öğrenilebilir ama eğitim mekaniğinin de böyle bir derdi yok ne yazık ki!

Ama olmalı fakat orayla da kalmamalı bu toplumun bütünsel derdi olmalı. Bütün toplumu eğitmeye talip olmalıyız. Eğitimi bütünsel ve gerçek hayata endeksli olan milletler geleceğe kendi milletlerinin mirasını bırakır. Eğer biz bunu başaramazsak toplum olarak yirmi yıl sonramız yok ne yazık ki…

İslam dediğimiz sistem Cuma hutbesinde faizin haram olduğundan bahsedip aynı caminin yüz metre ötesinde faizcilik yapılmasına müsaade etmez. Cinayete ağır cezalar verir fakat cinayet işlenecek ortamın da oluşmasına müsaade etmez. Bu sana göre belki özgürlüktür ya da demokrasidir veya şartlar icabıdır, fakat gerçekte İslam anlayışına göre ters bir denklemdir.

İslam mantalitesine göre söylem ve eylem bütünlüğünün gerçekleşememesi samimiyetsizliktir. Ve samimiyetsiz olan hiç bir şey de gerçeğe dönüştürülemez, hayalden ya da söylemden ibaret kalakalır ve toplumda bir iyileşme meydana getiremezsiniz.

Yani toplumu düzelteceksek önce söylem ve eylem, kal ile hal bütünlüğünü tesis etmenin derdinde olmalıyız.
Cezaları tartışmadan önce de toplumu eğitmeyi tartışmalıyız. Yoksa bu kısır ve sonuç vermeyen tartışmaları sürekli yapar; onlardan da reyting devşirme derdine düşenler de bitmez, toplum olarak ise bir arpa boyu bile yol alamadığımızla kalırız… Ve döner bu çark bu dişliler oldukça!

Hepinize sağlık ve huzur diliyorum.

Bu yazı toplam 714 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.