1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Salgının insanlarda bırakacağı kalıcı alışkanlıklar…
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Salgının insanlarda bırakacağı kalıcı alışkanlıklar…

A+A-

  Bizi evlerimize hapseden küresel salgın hükumetlerle, dış dünyayla ve hatta birbirimizle ilişkilerimize yön vermeyi sürdürmekte…

Bu ölçekteki bir krizin iyi yahut kötü yönde toplum düzenini değiştirebileceği görülüyor.  

Uzmanların önümüzdeki aylar ve yıllar için beklediği kimi değişimler başlangıçta garip yahut rahatsız edici gibi görünse de, insanoğlunun yeni koşullara uyma yeteneğini gözden uzak tutmamak gerekiyor.

En basitinden selamlaşma, tokalaşma gibi alışkanlıklarımızı uzun süredir terk etmiş, aile ziyaretlerimizi ertelemiş bulunuyoruz.

Koronavirüs nedeniyle bazı alışkanlıklardaki değişimin kalıcı olup olmayacağı tartışma konusu olsa da, bunun uzun sürmesi halinde kalıcı izlerinin olacağını öngörmek hiç de zor olmasa gerek.

* * *

Geçtiğimiz hafta vaka artışları açısından ilk 7 arasına giren Bursa’da bunun önüne geçmek amacıyla cadde ve sokaklarda güvenlik güçlerinin maske ve fiziki mesafe uyarılarında bulunması dikkati çekti.

Öyle anlaşılıyor ki, zor da olsa Koronavirüs yeni bir kültürün doğmasına neden olacak gibi.

Yıllar önce ilk kez Avrupa ülkelerine gittiğimde otobüs, tren, alış-veriş kuyruklarında insanların birbirlerinin sıralarına saygı göstermelerini, fiziki mesafe kurallarının o zamanlar bile oralarda uygulanmakta olduğunu gördüğümde bunun uygarlıkla direk ilintili olduğunu düşünmüştüm ama zamanla bunun yanında yaşam içindeki kimi zorlamaların da bunda etkili olabileceğini anladım.

Hemen bütün Avrupa’nın yaşadığı 2. dünya savaşı sürecinin, yaşanan salgınların etkisini yadsımak olanaklı mı?

* * *

Koronavirüs nedeniyle evlerimizde kalmamız, eskisi gibi seyahatlerde bulunamayıp, tatile gidemeyişimiz sağlığımızda ve davranış düzeylerimizde yeni bir kültürün doğmasına neden olacağı,  hayatlarımızda sosyal dönüşümler yaratacağı, en azından selamlaşmayla ilgili davranışlarımızı yok edecek bir sınav olduğu açık.

Hiç kuşkusuz sürecin uzaması halinde bunun insanlarda ve toplumsal davranışlarda kimi değişikliklere kalıcı olarak yol açmayacağı söylenebilir mi?

Dışarıda gezme, ziyaretler, çarşıya gitme, düğün organizasyonları yapma gibi alışkanlıklarımızı eskisi gibi sürdürebilecek miyiz?

Bunda zorlanıldığı görülüyor ama bunun da vaka sayılarını arttırdığı açık.

Alınan ve alınacak yeni önlemler ve bunların denetimi uzun süreçte değişimlere yol açsa da vaka sayılarını azaltmak ve toplum sağlığını korumak için bunun gerekliliği de ortada değil mi?

Olağanüstü bir durumla karşı karşıyayız…

Yeme, içme, selamlaşma, aile içi ve akraba ilişkileri, seyahatler, tatil alışkanlıklarımız, iş ve çalışma koşullarımız bütünüyle hemen değişmese de zamanla değişeceğini öngörmek zor değil.

Değişimler aniden değil zamanla olacağını bilmemiz gerekiyor.

Salgın gibi aniden gelişen durumlar toplumsal değişime belki hemen yol açmayacağını ama davranışsal değişim sürecinin aniden değil zamana yayılarak olabileceğini belirtiyor uzmanlar.

Bu salgının nüfus yoğunluğu olan büyük kentlerde yaşayanlara davranışlarında büyük değişiklikler yapmayı dayattığı görülüyor.

Kuşkusuz bu kırsal kesimde aynı oranda ve hızda olmayacağı, olmadığı da açık…

Küresel tehdit haline gelen salgın üretimden tüketime, uluslararası ilişkilerden eğitime, ulaşımdan eğlenceye, dini ibadetlerden spor etkinliklerine kadar akla gelebilecek her alanda toplumsal yaşamı etkisi altına aldı. 

Dünyanın her yerinde uluslararası zirveler, kongreler, eğitim-öğretim faaliyetleri, büyük spor müsabakaları, kültür ve turizm ziyaretleri, festivaller ve fuarlar ardı ardına iptal edildi yahut sanal ortama aktarıldı.

Ancak kriz anlarının kimi fırsatları da sunduğunu bilmek, görmek gerekmez mi?

Bu yazı toplam 145 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT