1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Organik Tarım bir aldatmaca mı?
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Organik Tarım bir aldatmaca mı?

A+A-

2050 yılında 9 milyarı aşması beklenen dünya nüfusunun beslenmesi gerçekten önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmakta.

Ekilebilir alanları artırmak olası olmadığı gibi, tarımsal üretimde kullanılabilecek su kaynakları da hızla azalmakta.

Bu nedenle artan nüfusu besleyecek miktarda üretim için ekilebilir alanların genişlemesi değil, birim alandan alınan ürün miktarının artırılması gerekmekte.

Yani verimliliğin arttırılması gerekiyor.

Bu da halen uygulanan konvansiyonel tarımı ile olası.

Yani bunu denetim altında tutan İyi Tarım Uygulamaları ile…

Organik tarım ile ise üretim artışı olası görünmüyor…

 

* * *

             

Bir şehir efsanesine hepimiz inanır olduk…

Efendim eskiden şu domates, bu biber daha lezzetliydi.

Evet, doğru.

Daha tatlıydı…

Çünkü birincisi her şeyi mevsiminde yiyorduk.

Kışın ortasında domates, yeşilbiber yemek istersen tadını alamazsın doğal olarak.

Yahut karpuzun

Bahçesinde, terasında birkaç kök meyve-sebze yetiştirmeye başlayan hemen hemen her insan kendini çevreci sanmaya başladı.

Ve ahkam da kesmeye!..

Organik tarım ürünü tüketmenin yararlarını yalan yanlış bilgilerle ezberden yineleyen bir toplumsal kesim türedi.

 

* * *

 

Kuşkusuz organik tarım ürünü tüketmenin bir takım yararları olduğu gerçeği biliniyor.

Sorun bu değil, sorun organik tarımın her yerde yapılım yapılamayacağı ve üretim azlığı, fiyatının yüksekliği.

Organik tarım sanılanın aksine ilaç ve gübrelerin tamamen yasak olduğu bir tarım çeşidi de değil.

Organik tarımda da izin verilen kimyasallar ve yasaklanan kimyasallar vardır.

Organik tarım yapılan arazi için aranan standartlar vardır.

Yıllık bitkilerde en az iki yıl, çok yıllık bitkilerde en az üç yıl boyunca yasaklı kimyasalların kullanılmamış olması (geçiş dönemi), yakınında bu tip arazilerin olmaması, otoyol kenarında olmaması gibi koşullar vardır.

Bu koşullar oluşmuşsa tarım bakanlığının denetlediği bağımsız denetim kuruluşlarının denetiminde üretim yapılır.

Ürünler laboratuvarlarda test edilir.

Eğer standartlara uygunsa organik ürün sertifikası alırlar ve pazarlanırlar…

Yani terasta saksıda, küçük bir bahçede ilaç ve kimyevi gübre kullanmadan üretimi yapılan birkaç kök meyve sebzenin ‘Organik’ olarak sunulmasının ne anlama geldiği, neye yarayacağı konusudur sorun.

Organik ürün yetiştirmek meşakkatlidir, ekonomik değildir…

Belediyelerden kimilerinin uyduruk biçimde açtığı organik pazarlarda satılan ürünlerin güvenirliği konusu vardır.

 

* * *
 

Dünya ekonomik krizi insanları ve devletleri büyük ölçüde etkilerken tüketim toplumu da bütün hızı ile çalışmalarını sürdürüyor.

İnsanların alım gücü gün geçtikçe azalırken, tüketim çılgınlığı da o kadar gelişmekte.

Normal gıdaları alma zorluğu çeken insanlara 3 kat daha pahalı olan “Organik Gıda” pompalanmaya çalışıldığını görmek gerekiyor.

’En iyisi organik gıda’’ bulgusunu destekleyen de net bir verinin bulunmadığı belirtiliyor zaten.

Dünyada bir milyara yakın insan açlık çekerken 3 katı fiyatla satılan ürünlerle nereye varılmak istendiğini anlamak olası değil.

Tam olarak yukarıdaki nedenlerden dolayı tüm dünyada salt organik tarım yapılsa dünya üzerinde bugünkünden çok daha fazla açlık olur. Dünyadaki açlığın nedeni Hibrit ya da organik olmayan tarım değil gıda endüstrisidir, kaynakların eşit dağıtılmaması ve gelir eşitsizliğidir.

Bu yazı toplam 177 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT