1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Organik Gıda koca bir yalandır!..
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Organik Gıda koca bir yalandır!..

A+A-

Son günlerde herkesin dilinde bir ‘Organik gıda” lafıdır, almış başını gidiyor. Organik tarımın, hiçbir kimyasal ilaç ve gübre kullanmadan yapılan üretim yöntemi olduğunu ve bunun da belgelenmesi gerekliliğinin altını çizelim önce.

Sonra da bunun ne kadar zor olduğunu, bununla birlikte de üretim azlığı nedeniyle dünyadaki açlığı ne kadar arttıracağına geçelim.

Zor, çünkü bütün bir alanın, bölgenin hatta ülkenin bu tarz bir tarıma uygun alan haline getirilmesi gerekiyor.

Yan yana iki tarladan birinde ‘Konvansiyonel’ tarımsal üretim yapılıyorken, diğerinde ‘Organik’ tarım yapmak olası değildir.

Bu gün konvansiyonel tarım ile yani kabul edilebilir ölçülerde zirai ilaç ve gübre kullanılarak yapılan tarımla dahi dünyada 800 milyon insan açtır.

Organik tarım ile bu sayının 2 milyara çıkması güçlü bir olasılıktır.

Bu gün bile şu an hala, tarımsal üretimde ve örgütlenmede son derece etkin olan Avrupa’da Organik tarım alanları, tarımsal faaliyet yapılan alanların ancak % 3-4 oranı kadardır.

Madem Organik tarım bu kadar iyi, sağlıklı, kaliteli, çevreyi ve doğal dengeyi koruyorsa neden AB ülkeleri Organik Tarıma geçişi hızlandırmıyor da bize Organik Tarım yapılmasını öğütlüyorlar?

Bizim sağlığımızı, kendi sağlıklarından daha mı fazla düşünüyorlar?!

 * * *
Kaldı ki, organik tarım yer bulunabilse ve mevzuata uygun olarak yapılabilse bile bu ürünün diğerlerinden fazlaca bir artısının olmadığını belirtiyor uzmanlar.
Fiyatı pahalı, verimi az!..
Üreten için de, tüketici için de cazibesi yok hani.
Zaten fazla üreten de yok…
Çünkü dezavantajları çok üretim ve satış alanında…
Yararı da, tadı da pek farklı değil öte yandan…

“Organik ürün iyidir” demenin her ortam ve koşulda olası olmadığını bilmek gerekiyor.
Kokain de, Alkol de, Nikotin de doğaldır!..
Ve adı geçen bu ürünlerin kullanımının insan sağlığı açısından taşıdığı riskler çok sayıdaki sentetik üründen de çok daha fazladır.
Yani bir şeyin zararlı olarak kabul görmesi için sentetik olması illa ki bir ön koşul değildir.

Doğal olanın da zararlı olduğu haller vardır…

** *

Türkiye’de bu gün üretilen tarımsal üretim miktarının çok az bir kısmı ‘Organik’ olarak üretilmektedir.
Yani üreten için de, tüketen için de fazla bir anlamı yok.

Getirimli bir üretim çeşidi, yöntemi değil.
Üretici, “üreteceğim, tüketici de onu kullanacağım” derse iki taraf da açlıktan ölür!..

Dünyada bir milyara yakın aç insan varken, illaki ‘Doğal, Organik gıda’ diye ısrarın bu sayıyı 2 milyara çıkaracağı söyleniyor.
Hiç kuşkusuz konunun uzmanı değilim…
Ama işin iç yüzünün baştanbaşa olmasa da ‘Organik Tarım’ yutturmacasının koca bir yalan olduğunu söyleyebilirim.

Kimi belediyelerin ‘Doğal, Organik gıda satılıyor’ diye övündükleri kimi Pazar yerlerinde satılan ürünlerin çoğunun da organik ürün olmadığı açıktır.

Tarımsal üretimde, kalkınmakta olan ülkelerin Avrupa ülkelerine, pazar olarak bağlı kalmasını sağlayacak bir projedir bu söylem.

GDO’lu tohumlardan sonra artık bir dekar yerden 40-50 ton domates alan Avrupa ülkeleri, bizleri Organik Tarım yalanı ile bir dekar yerden 2-3 ton domates almaya ve bırakınız dışarı satmayı, gereksinimimizi bile karşılayamayacak duruma getirme amacındadırlar.

Bu yazı toplam 150 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.