1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Ne var bu Esed’de,  anlamadım gitti!.. (1)
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Ne var bu Esed’de,  anlamadım gitti!.. (1)

A+A-

Dışarıda ve Türkiye’de birilerinin öteden beri sıklıkla dile getirdiği Esed'le görüşülmesi söylemi bu günlerde ayyuka çıktı. 
1 milyon insanını öldüren, insanlarının yarıya yakınının ülke içinde yer değiştirmesine ve ülke dışına kaçmasına neden olan Esed rejiminin muhatap alınması isteniyor.
“Dün birlikte çok iyiydiniz de, sonra ne oldu’ diyorlar.
Dün dedikleri, 1 milyon Suriyelinin öldürülmeye başlamadan önceki süreç…
Dün dedikleri; insanlarının üçte birinden fazlasının ülkesini terk etmeye başlamadan önceki süreç…
Ve dün denilen, topraklarının yarıdan fazlasında egemenliğini yitirmeden, halkının üçte birinin ikametini değiştirmeden önceki süreç!..

* * *

Türkiye ve Suriye uzunca bir süredir derin problemlerinden dolayı karşılıklı ilişkileri güvensizlik temelinde olmuş iki ülke. 
Özellikle 1930’larda başlayan problemler 1960’lı yıllardan itibaren çeşitlenerek sürmüş. 
Bu sorunların ilki sınır sorunlarına yol açan Hatay (İskenderun) sorunu. 
İki ülke arasında problem teşkil eden bir başka mesele ise Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile başlayan su sorun. 
Türkiye-Suriye ilişkilerinin en sıkıntılı olduğu konu ise PKK terör örgütünün ortaya çıkması ile oluşan terör meselesidir. 
Suriye’de kamplar kuran PKK, Türkiye’nin son 30 yıllık periyodundaki en büyük problemi olmuş ve Suriye de bu örgütü desteklemiştir. Suriye 1980’li ve 90’lı yıllar boyunca PKK terör örgütünü, Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullanmıştır. 
1998 yılı ise Türkiye-Suriye ilişkileri açısından dönüm noktası olmuştur. 
Türkiye’deki terör olaylarının iyice arttığı bu dönemde Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş’in Suriye sınırında sert açıklamalar yapması ilişkileri iyice germiş ve savaş söylentileri çıkmaya başlamıştı. 
Uluslararası toplum, özellikle de Mısır’ın arabuluculuğu ile sorun diplomasi yoluyla çözülmüş ve iki ülke arasında Adana Mutabakatı imzalanmıştı. 
Bu protokol ile Suriye PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmiş, Abdullah Öcalan, Suriye’den çıkarılmış, Suriye’deki PKK kampları kapatılmış ve Suriye PKK’ya destek vermekten vazgeçmişti, anımsanacağı üzere. 
İki tarafı da tatmin eden bu protokol ile ilişkiler karşılıklı güven çerçevesine oturtulmuştu. 
 
* * *

Türkiye 910 kilometrelik en uzun kara sınırını Suriye ile paylaşıyor. Sınırın her iki yanında birbirleriyle akraba birçok aile bulunuyor.  
Türkiye, kendi kurtuluş mücadelesini verirken, Suriye de Fransız mandasına boyun eğmemeye çalışıyordu.  
Türkiye, 1923’de Cumhuriyet kurmayı başarırken, Suriye Fransız mandasına teslim oldu ve 1946’ya kadar da bağımsızlığını elde edemedi. 
Hatay’ın Milletler Cemiyeti gözetiminde 1938’de bağımsızlığını ilan etmesi, bir yıl sonra da Türkiye’ye katılması, Arap milliyetçiliğinin kalbi Suriye’nin kabullenmekte güçlük çektiği bir mesele oldu hep.  
Bu gün de gelinen noktada artık Esed ile geri dönülemez bir yola girildiğinin görülmesi gerekmez mi?
Nedir bu Esed güzellemesi, Baas seviciliği?
Esed, Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna düzenlediği operasyona ilişkin ilk konuşmasında, ‘Türkiye'nin saldırılarına ülkenin her yerinde meşru şekillerde karşılık vereceğiz" ifadelerini kullanmıştı.
Ülkesinin üçte birini işgal eden ABD’ye sesi çıkmayan Esed’in Suriye’nin toprak bütünlüğünün savunan Türkiye’ye bu akılsızca ve düşmanca yaklaşımını anlamak olanaklı mıdır?
Yarın bu konuyu sürdüreceğiz…
 

Bu yazı toplam 38 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.