1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Maden düşmanlığı!..
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Maden düşmanlığı!..

A+A-

Doğal kaynaklar insan ve toplum yaşamında çok önemlidir.
Yaşamı fonksiyonel hale getiren araç ve gereçlerin % 99’u doğal kaynaklardan, özellikle de madenlerden sağlanmaktadır.
Toplumların refah ve gelişmişlik düzeyleri ile madencilik faaliyetleri arasında çok yakın bir ilişki bulunmaktadır.
Günümüzde gelişmişliğin göstergeleri olarak nitelendirilen Demir-Çelik, enerji ve tarım ürünleri üretimindeki süreklilik büyük ölçüde madencilik ürünleri ile sağlanmaktadır.
Demir-Çelik’in hammaddeleri, demir cevheri ve kömür, enerji hammaddelerinin % 75-80’i maden ürünleri olan, kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtlar ve uranyumdur.
Tarımın ana girdisi olan gübre üretiminde kullanılan hammaddelerin % 90’ı madencilik faaliyetleri sonucunda elde edilmektedir.
Ayrıca, tüm sanayi dallarının ürünlerinde veya kullandıkları araç ve gereçte, doğrudan yahut dolaylı olarak maden ürünlerine gereksinim vardır.
Yani maden bir ülke için olmazsa olmazlardandır.

* * *
Toplumlar isterler ki, ‘Bağımsız olalım, refah içinde yaşayalım, özgür olalım, rahat edelim’
Bütün bunlar nasıl yapılacak peki?
Türkiye kalkınmak için enerjiye gereksinimi olan ama petrol, doğal gazdan oldukça yoksun bir ülke.
Ancak enerji temini için başkaca madenlerimiz yok değil.
Ülkemiz maden kaynakları bakımından oldukça zengin bir yapıya sahip.
Çıkarılan madenler bazen işlenerek bazen de ham madde olarak dışa satılmaktadır.
Türkiye’nin maden kaynakları, bir kıtanın kaynakları kadar çeşitli ve büyüktür.
Nitekim yetersiz olan aramalara karşın, bor, mermer, toryum ve nadir topraklar, trona, zeolit, pomza, selestit gibi madenlerde dünyanın sıralı büyük rezervleri ülkemizde bulunmaktadır.
Krom, manyezit, felsdpat, barit, kil, kömür, altın, gümüş ve bazı endüstriyel hammaddelerin üretimi ve rezerv varlığında dünyanın söz sahibi ülkeleri arasında yer almakta ve 40’ın üzerinde maden çeşidine sahip bulunmaktayız.

* * *

Ne var ki bu madenleri çıkarmak, bulmak, işletmekte kimi güçlüklerle karşılaşılmakta.
Madencilikte yerli kaynakların yalnızca yüzde 12'sinin kullanıldığı, elektrik üretiminde ise dışa bağımlılıktan dolayı doğalgazın oranının azaltılması gerektiği açıktır.
ABD’nin madencilik geliri 750 Milyar, Çin’in ise 1, buçuk trilyon dolar olduğu bir dünyada Türkiyeyer altı ve yer üstü doğal kaynaklarını maksimum ölçüde değerlendirmek durumundadır.
Özellikle altın, gümüş ve bakır gibi madenleri…
Hiç kuşku yok ki bu madenlerin aranması, işletilmesinde çevre duyarlılığı ön planda olmalıdır.
Ancak bütün dünyanın yaptığını Türkiye’de yaptırmak istemeyen dış güçlerin de dürtüklemesi ve desteği ile içerideki kimi guruplar deyim yerindeyse bir bardak suda fırtına kopartmaktadırlar.
İyi niyetli, masumane çevreci yaklaşımlar kuşkusuz vardır.
Bunların duyarlılığı maden işletmelerinde yasalara, genel kurallara uyulmasını sağlamak açısından gereklidir de.
Ne ki, bilip-bilmeden, dışarının gazıyla kaos ortamı oluşturmak isteyenler de yok değildir.
Türkiye’de zaten bütün gelişme bu tür güçlere karşı yapılabilmiş ve yapılacaktır.
Türk madencilik sektörünün 2023 yılı için 15 milyar dolar dış satımhedefi bulunmaktadır.
Bu hedefi yakalamak ve geçmek için yeraltı madenlerimizi usulüne uygun ve çevre duyarlılığı içinde çıkartıp, işlemekten başka bir çıkar yolumuz yoktur.
En büyük altın işletmeciliğinin ABD ve Almanya’da yapılıp, bunun Türkiye için önlenilmeye çalışılması masumane çevre duyarlılığı ile açıklanabilir mi?

 

Bu yazı toplam 91 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.