1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Kutuplaşma
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Kutuplaşma

A+A-

15 Temmuz gününe kadar AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için yöneltilen en büyük eleştirilerden biri ülkeyi kutuplaştırdıkları savıydı.

Bu savlar hiçbir zaman gerçek olmadı…
Tersine siyasi istikrar ve ekonomik reformlar sürdü…
Ama ardından Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı Sistemi getirilmesinin ardından bu kez ‘Kutuplaşma’ eleştirileri artarak sürdü, sürmekte.
Peki, bu doğru bir eleştiri midir?
Vesayete alışmış, demokrasilerin nasıl bir rejim olduğundan bi haber kimi zavallılar kutuplaşmayı öcü gibi göstermekten geri durmuyorlar.
Evet, ülkemizde son yıllarda çok yoğun bir biçimde kutuplaşma tartışmaları yaşanıyor.
Neredeyse herkes ülkede olan bitenleri konuşmaya başladığında, bir diğerinin nasıl bir tutum ve pozisyon alacağını biliyor, en azından öngörebiliyor.
Yaşanan tüm siyasi gerilimleri bir kutuplaşma olarak görmek olası mıdır?
 
 * * *

Doğal olarak bu tartışmaların en yaygın görüldüğü alan siyaset ve medya…
Ülkedeki geçerli siyaset yapma tarzının alışılmış kavgacı bir üsluba dayandığı, müzakere ve ikna çabasının neredeyse hiç görülmediği bir siyaset alanımız var.
Bu doğru…
Başkan Erdoğan ve kurup yönettiği hükümetler için yöneltilen en büyük eleştiri ülkeyi kutuplaştırdıkları savıdır..
Peki, bu asılsız bir eleştiri midir?
Hayır değildir; evet, Başkan Erdoğan ülkeyi kendi çalışma programına uygun olarak yerine göre kutuplaştırıyor, yerine göre birleştiriyor.
Siyaset denilen şey de zaten bu işi başarılı, sonuç verici yapıp yapamama olayı değil midir?
Siyasetin olduğu her yerde, özellikle demokratik siyasetin kural belirleyiciliğinin hüküm sürdüğü her toplumda demokrasinin çarkları şiddet içermeyen kutuplaşmalar üzerinden dönmez mi?
Zaten Avrupa siyasetinde de örneklerini gördüğümüz kutuplaşmaların benzerleri Amerikan siyasetinde de bolca görülmüyor mu?

* * *

Vesayet konusunda onlarca yıldır yaşanan kutuplaşma kendi siyaset gücünü üretmedi mi bu ülkede?
Ve o güçle vesayet köleliğine son verilmedi mi?
Aslında demokratik toplumlarda tehlikeli olan barışçı ve özgürce oluşan kutuplaşmalar değil; tehlikeli olan enerji yaratan kutuplaşmaların olmamasıdır.
Çünkü bu durum siyasetin bitmesi anlamına gelir.
Evet, demokrasiler tek kutuplu rejimler değildir.
Demokrasilerin özelliği çok kutupluluktur…
İnsanlar özgür bir ortamda serbestçe kutuplaşır ve kutuplar sivil toplum örgütlerinde, siyaset alanında, Meclis'te birbiriyle rekabet eder.
Sonuçta seçime gidilir ve çoğunluğu sağlayan kutup hangisiyse onun dediği olur…
İktidarlar seçimle gelip, seçimle gider…
Darbeyle değil…
Siyaset adına söylenen hiçbir söz son söz olamaz.
Bir seçimde kazanan kutup öbür seçimde kaybedebilir.
Bir seçimde kaybeden kutup öbür seçimde kazanabilir.
Kutuplaşmayı, ekonomik sıkıntıdan, işsizlik derdinden, gelir dağılımı dengesizliğinden, yoksulluktan, dış tehditlerden, darbe girişimi tehlikelerinden çok daha önemli görmek doğru mudur?
Makul bir tartışma zemininde, uygar bir tartışma olanağı yakalamayıp, işi gererek, hatta düşmanlıklara götürerek, hakaretlerle söylem geliştirmek kuşkusuz doğru değildir.
Bu yöndeki bir kutuplaşma kuşkusuz arzu edilmez.
Demokrasinin sağlıklı işleyişini sürdürmesi için önündeki engel kutuplaşma değil, tartışma adabını bilmemek, çözüm üretecek çabayı göstermeden işi laf salatasıyla halletme kolaycılığı değil midir?
Yeni hükümet sistemine göre, seçimlerde oluşturulan ittifakları ‘Kutuplaşma’ denilerek eleştirmek doğru değildir.

 

Bu yazı toplam 42 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.