1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Köyden değil ama köylülükten kurtulmak
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Köyden değil ama köylülükten kurtulmak

A+A-

TÜİK yeni nüfusumuzu açıkladı.

TÜİK’in “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi” sonuçlarına göre yapılan paylaşımda Türkiye nüfusu, nüfus artış hızı, İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı gibi bilgilere yer verildi.

Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2019 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 1 milyon 151 bin 115 kişi artarak 83 milyon 154 bin 997 kişiye ulaştı.

Erkek nüfus 41 milyon 721 bin 136 kişi olurken, kadın nüfus 41 milyon 433 bin 861 kişi oldu.

Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun %50,2'sini erkekler, %49,8'ini ise kadınlar oluşturdu.

Yani kadın-erkek eşit gibi…
Nüfus artış hızı da binde 13,9 oldu.

Bu, bir önceki yıla göre biraz artmış görünse de geçmiş yıllara göre azalmış durumda.
İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı %92,8 oldu.

Bu, ‘kentli bir ülke’ görünümü vermekteyse de, köylerin Büyükşehirlerde kâğıt üzerinde mahalleye dönüştürüldüğü gerçeğini görmek gerek.

Belde ve köylerde yaşayanların oranı %7,7'den %7,2'ye düştü.

* * *

Bundan 50 yıl önce Türkiye nüfusu bugünkünün yüzde 41’i kadardı. 1968’de hazırlanan ikinci 5 yıllık kalkınma planına göre 34 milyon olan nüfusun yüzde 70’i köylerde yaşıyordu.

Bugün ise köylerde yaşayan nüfusumuzun oranı yüzde 7,2.

Köyden kente göçün 1950’lerde başladığı bilinse de son 20 yılda göç, hız kazanmış durumda.

Sanayileşme yoluyla kalkınma modelini seçen Türkiye’de bu göçü olağan görmek gerek.

Ve köyden kente göçün sürdüğünü de bilmemiz gerekiyor.

Köyleri mahallelere dönüştürerek kırsalda yaşayan nüfus düşmüş gibi görünse de bu gün hala kırsal bölgelerde yaşayan nüfusumuzun yüzde 20’lerde olduğu gerçeği ortada.

Bu da demek ki, Türkiye’de hala kentleşme tamamlanabilmiş değil.

Kırsalda yaşayan nüfus azalmasa da, çiftçilikle uğraşanların sayılarının düşmesi gerekiyor.

Bu oran Avrupa’da yüzde 5’lerde…

Aslında ‘Köyden değil ama Köylülükten’ kurtulmamızın diğer bir anlatımı bu.

İnsanlar kırsalda yaşayabilir ama illaki çiftçilik yapmak zorunda değiller.

Zaten köylerimizde de hızla bu yöne doğru bir görüntü gelişmekte…

* * *
 
Dünyada salt tarım ile kalkınan bir ülke yok.

Sanayileşme olmazsa olmaz bir ön koşul.

İnsanlar kuşkusuz kırsalda, köylerde ikamet edebilir.

Ama çiftçiliği meslek edinenlerin sayısıdır önemli olan.

Bu, hem teknolojiyi kullanmak açısından hem de verimlilik açısından önemli.

Küçük arazilerde yapılan tarımın veremli olmadığı açık.

Bu nedenle arazi toplulaştırmasının hızlanarak gelişmesi gerekiyor.

Bu gün Türkiye’de miras yoluyla araziler oldukça parçalanmış durumda.

Bu da verimsizliğe yol açmakta.

Çiftçiliğin, tarımın bir sektör olarak ortaya çıkıp, gelişmesini desteklemek zorundayız.

Türkiye’nin bu konuda gelinen nokta önemli olsa da daha epey yolunun olduğu ortada.

Tarımı bitirdiler, samanı bile dışarıdan alıyoruz” yaklaşımı salt bir siyasi getiri adına söylenen bir sözdür.

Saman satıp makine almayı mı tercih ederdiniz yoksa makine satarak saman almayı mı?

2019 yılında Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısı 52 milyon.

Nüfusumuz 83 buçuk milyon.

6-7 milyon göçmen ile birlikte Türkiye’nin doyurması gereken nüfus neredeyse 140 milyona ulaşmış durumda.

Saman da alınır, nohut da…

Bu yazı toplam 68 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.