1. HABERLER

  2. BİYOGRAFİ

  3. İhsan Eliaçık Kimdir? Aslen nereli, - İhsan Eliaçık kitapları nelerdir?
İhsan Eliaçık Kimdir? Aslen nereli,  - İhsan Eliaçık kitapları nelerdir?

İhsan Eliaçık Kimdir? Aslen nereli, - İhsan Eliaçık kitapları nelerdir?

İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık kimdir, aslen nereli, İhsan Eliaçık kitapları nelerdir? İhsan Eliaçık, 23 Aralık 1961 tarihinde Kayseri'de dünyaya geldi. Yazılarıyla Antikapitalist Müslümanlar adıyla tanınan İslamî-politik oluşumun teorik altyapısını geliş

A+A-

İHSAN ELİAÇIK KİMDİR?

İhsan Eliaçık, 23 Aralık 1961 tarihinde Kayseri'de dünyaya geldi. Yazılarıyla Antikapitalist Müslümanlar adıyla tanınan İslamî-politik oluşumun teorik altyapısını geliştirdi ve bu harekete sahip çıktı.

İhsan Eliaçık Hayatı

Kayseri ve Kırşehir’deki değişik okullarda ilk, orta ve lise öğrenimi 1980'de tamamlayan Eliaçık, Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde 1985-1990 yıllarında okudu. İlahiyat Fakültesi’nden mezun olmadan ayrılarak bağımsız yazarlık hayatına başladı. Kayseri Gündem, Gerçek Hayat, Değişim, Yeryüzü, Bilgi ve Düşünce, Yarın, Özgün İrade, Bilgi Adam, Zaman gibi birçok gazete ve dergide yazdı. 20 kadar kitabı yayınlanmıştır. Evli ve beş çocuk babası olan Eliaçık, Arapça bilmekte ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Ahmet Hakan 14 Mart 2007 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan yazısında İhsan Eliaçık'tan övgüyle bahsederken, kendisine "tabu yıkan" sıfatını uygun bulmuştur.

İhsan Eliaçık Kimdir? Aslen nereli, - İhsan Eliaçık kitapları nelerdir?

İLAHİYAT FAKÜLTESİ'NDEN AYRILDI

İhsan Eliaçık, İlahiyat Fakültesi'nden mezun olmadan bıraktı. O dönem bağımsız yazarlık yapmaya başlayan Eliaçık, Kayseri Gündem, Yeryüzü, Değişim, Kayseri Gündem, Yarın, Zaman, Gerçek Hayat, Söz ve Adalet, Bilge Adam, Sabah, Radikal gibi bir çok dergi ve gazetede yazılar yazdı.

ÇALIŞTIĞI DERGİLER KAPANINCA KENDİ SİTESİNDE YAZMAYA BAŞLADI

4 yıl boyunca Yarın Dergisi'nde, 8 ay Söz ve Adalet Dergisi'nde, Gerçek Hayat Dergisi'nde 2 yıl, haber10.com sitesinde ise 4,5 yıl yazılar yazan Eliaçık, Yarın ve Söz ve Adalet Dergileri kapandıktan bir süre sonra kendi yazılarını kendi web sitesinde yayınlamaya başladı. Eliaçık, bir dönem Karşı Gazetesi'nde de köşe yazarlığı yaptı.

KIZI DA GÖZALTINA ALINMIŞTI

Evli ve 5 çocuk babası olan İhsan Eliaçık'ın kızı Zeynep Eliaçık, 2012 yılındaki 1 Mayıs kutlamalarında bazı banka ve iş yerlerine zarar verdikleri gerekçesiyle gözaltına alınmış, ardından serbest bırakılmıştı.

İHSAN ELİAÇIK KİTAPLARI NELERDİR?

    İtikat Üzerine (1992)
    İslam ve Sosyal Değişim (1994)
    Devrimci İslam (1995)
    İslam’ın Yenilikçileri (üç cilt, 2000)
    Adalet Devleti; Ortak İyinin İktidarı (2003)
    İhyadan İnşaya İslam Düşüncesi (2003)
    İslam’ın Üç Çağı (2004)
    Mehmet Akif (2004)
    Muhammed İkbal (2004)
    Aliya İzzet Begoviç (2004)
    Yaşayan Kur’an; Türkçe Meal (2006)
    Yaşayan Kur’an; Türkçe Meal-Tefsir (üç cilt, 2006)
    Daru’s-Selam; Evrensel Adalet ve Barış Yurdu (2006)
    Gerçek Hayat Dini (2006)
    Nüzul Sırasına Göre Yaşayan Kur’an; Türkçe Meal-Tefsir (tek cilt, 2007)
    Mülk Yazıları I (2009)
    Hanginiz Muhammed (2010)
    Mülk Yazıları I+II (2011)
    Bana Dinden Bahset (2011)
    Bu Belde (2011)
    Kur’an’a Giriş (2011)
    Sosyal İslam (2012)
    Demokratik Özgürlükçü İslam (2014)
    Zamanın Sözü (2015)
    Öteki İslam Tarihi 3 (2016)

ihsan-eliacik.jpg

İhsan Eliaçık Görüşleri

İman Anlayışı

Kur'an'daki Nisa suresinde geçen "Ey iman edenler, güvenin..." (4/136) olarak tefsir ettiği ayette Allah'ın kendisine iman edenlerin yine kendisine güvenmesini emrettiğini söyler. Allah'a güvenmeden "ne olur, ne olmaz" diyerek mal, mülk biriktirmenin, Allah'tan başka, zengin ve güçlü olanlara sırtını dayamanın, geleceğini güvene almak için Allah'ın mülküne çit çevirip, sahiplenip, ihtirasla adaletsizlik ve eşitsizlik yapmanın yanlış olduğunu savunur. Buradan yola çıkarak ihtiyaçtan fazlasının ihtiyaç sahipleri ile bölüşülmesi gerektiğini söyler.

Bu iman anlayışı günümüzdeki sermaye ve sömürü odaklı sistemin tam tersi bir duruş olduğundan antikapitalist olarak tanımlanmıştır.

Devlet Anlayışı

Yönetimde insanların rızasının alınmasını, yaşam biçimlerine dokunulmamasını istiyor. Zulme, baskıya, zorbalığa, tekçiliğe, bir kişi veya grubun hegomonyasına karşı çıkıyor. Medine Sözleşmesi örneğindeki gibi yerinden yönetim ve çoğulcu demokratik cumhuriyet öngörüyor. Nihai noktada öngördüğü ise cennet idealinde ortaya çıkan devletsiz, ulussuz, sınırsız, sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünya yani evrensel adalet ve barış yurdudur (darusselam).[5]

İbadet Anlayışı

    "İbadet sevdiğin için uğraş ve çabaya, dua sevdiğinle iyi günde kötü günde istek, çağrı ve dertleşmeye, namaz sevdiğinle buluşmaya dönüşür." diyor.

Kur’an'da ibadet kelimesi 278 yerde geçmesine rağmen, namaz kılmak (iqamu’s-salât), oruç (savm), hac ve umre, kurban (hedy) gibi uygulamalara izafe ederek kullanılmadığını,  Kur’an’ın bunlardan bahsederken kullandığı kavramın nusuk/menasik olduğunu söyler. Nusuk/menâsik kelimesi Arapların toprağı ıslah için gübrelemek (nusuku’l-ard), yeni yağmur yağıp yeşillenmiş toprak (ardun nâsike) anlamında kullanmasından yola çıkarak;

    Toprak için nasıl gübre ve yağmur oluyor da yeni ürün bitirtiyor, yeşillendiriyorsa, Müslüman için de menâsik böyledir. O da insanda yeni ameller doğurtur; başka iyi, güzel ve doğru davranışlara vesile olur. Bunun için nusukların şahı olan namaz bütün kötülüklerden alıkoyar. Yani toprak için gübre ve yağmur neyse, insan için da namaz odur diyor.

İbadet ise sözlükte “abd” kökünden Arapçanın tarihsel kök ve komşu dilleri Aramice, Akkadça, İbranîce, Süryanîce, Habeşçe gibi Sami dillerinin hepsinde “yapmak, meydana getirmek, ortaya çıkarmak, çalışmak, üretmek” demektir. Kısacası faili Allah olarak yapmak, ortaya çıkarmak, üretmek, meydana getirmek ibadettir, namaz, oruç, kurban, haç gibi uygulamalar menasiktir.

Din Anlayışı

İslam dinine uygun yaşamın temelinin mabette nüsuk (namaz, abdest, hac vs.) ile olmayacağını, hayatın içinde ibadet (güzel ahlak, doğruluk, dürüstlük, adalet, söz, vefa, mertlik, cömertlik, çalışma vs.) ile olacağını ileri sürer.

Biyolojik Evrime Bakışı

Canlıların evrimi konusundaki çalışmaların İslam itikatını sarsacak bir durum olmadığını ama İsa'yı tanrı olarak kabul eden kilise inancını dinamitleyen bir durum olduğunu ileri sürer. Bu nedenle evrim çalışmalarına gösterilen tepkinin Hıristiyan cemaatlerden alınmış olduğunu kabul eder.

    Bize göre ise İsa’yı da, Adem’i de, insanları da, maymunları da, börtüyü de, böceği de Allah yarattı. Bunlar birbirine dönüşüyorsa yine O’ndandır: “De ki (birbirinin içinden) yarılıp çıkanın Rabbi’ne sığınırım” (Gul e’uzu bi Rabbi’l-felag)

Çok Eşlilik ve Küçük Yaşta Evliliğe Bakışı

Bazı topluluklarca Kur'an'da çok eşliliğe ruhsat olarak görülen ayetlerin yanlış anlaşıldığını, gerçekte tebliğ edildiği toplumda zaten var olan çok eşlilik geleneğinin terk edilip tek eşliliğe teşvik edilmesi için gönderildiğini söyler, ayetlerin tebliğinden sonra Müslümanların eşlerini teke düşürmeye çalıştığı tek eşliliğe yöneldiğini iddia etmektedir. Küçük yaştaki kişilerle evliliklerin de doğru olmadığı, araştırmalarına göre Aişe'nin sanıldığının aksine küçük yaşta değil 18-19 yaşlarında evlendiğini ileri sürmektedir.

Hayvan Kurban Etme Konusundaki Bakışı

Kurban bayramında yaygın olarak gerçekleştirilen hayvan kesme uygulamasının Kur'an'a göre doğru olmadığını, yanlış tefsirlerden kaynaklandığını iddia etmektedir. Kendi yaptığı tefsirlerde Allah'ın zenginlerin fazlalaşan mallarından kamu ve yoksullar için infak etmesini emrettiğini ileri sürmektedir.

"İslam’a baktığımız zaman Kuran–ı Kerim’de Hz. İbrahim kıssası anlatılır. Bu kıssada kurbana engel olunmak istenir. Yani insanlar zaten kurban kesmektedir, üstelik kendi çocuklarını da kurban etmektedir. İbrahim’in rüyası vesile kılınarak buna engel olunmak istenir ve Allah orada der ki “Ben sizden kurban istemiyorum. İbrahim’i büyük bir hata yapmaktan kurtarın.” İbrahim oğlunu kurban ettiğini görür rüyasında. Rüyasını gerçekleştirmeye kalkar. Onu Allah’ın emri zanneder. Fakat son dakika içinde bir his uyandırılarak kurban kesmesine engel olunur. Orada geçen ayette “Biz onu büyük bir hatadan kurtardık” denilir; oysa “Biz ona büyük bir kurban verdik” diye çevriliyor. Dolaysıyla insan kurbanına engel olundu ama onun yerine de koç verildi deniyor. Hâlbuki Kuran–ı Kerim’de koç verdik falan demiyor. “Biz onu büyük bir hata yapmaktan kurtardık” diyor. Oradaki zebih kelimesi büyük hata yapmak anlamına geldiği gibi bir hayvanı kurban etmek anlamına da geliyor. Dolayısıyla bunu yanlış yorumladıkları için İbrahim’e koç verildiği mitolojisi oluşmuş. Peygamber zamanında da haccın etrafında müşrikler kurban kesiyorlar. Allah, “Bu kestiğiniz kurbanlar Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan sizin takvanızdır. Yani ben sizden birbirinize karşı dürüst olmanızı, birbirinize karşı yanlış hareketlerden sakınmanızı istiyorum. Bunun dışında kestiğiniz hayvanların ne etleri, ne kanları bana ulaşıyor” diyerek bu kesimin durmasını istiyor. Fakat o kültür de devam ediyor ve sanki İslam’da kurban kesmek her Müslümana farzmış gibi kurban bayramında Tanrı için kurban kesmeyi herkes için bir farza dönüştürdüler."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.