1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. İçimizdeki Bizanslılar!
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

İçimizdeki Bizanslılar!

A+A-

Genel bir kabulle İstanbul’un 29 Mayıs 1453’te fethi dünya tarihinin önemli olaylarından biri, bir dönüm noktası olarak kabul edilir.

Bizans’ı sonlandıran bu tarihi gerçek, yeni bir çağın da başlangıcıdır aynı zamanda.  

Bu gün 29 Mayıs

Bizans Devleti’nin başkenti İstanbul’un fethinin yıldönümü…

İstanbul’un fethi, sıradan bir kentin düşmesinden çok öte bir olay.

Hem Türk-İslâm tarihinde, hem Avrupa tarihinde…

 

* * *

Gezi kalkışmasında Kadıköy’de eylem yapanlar püskürtülüp ara sokaklarda kaybolunca, geride bir duvar yazısı kalmıştı anımsanacağı üzere.                                                                                                                         “Zulüm 1453''te başladı.”!..   Bir grup polise taş, bir grup yola barikat kurarken, yüzünü maskeyle kapatanlarsa molotofları tutuşturup fırlatırken sağa-sola ve bankaların para makineleri de kaldırım taşıyla parçalanırken, birileri de bu yazıyı yazmış duvara!

Zulüm 1453''te başladı.”!

Evet, buydu işte işin özeti!..

Cuk oturmuştu!

Ancak bu kadar olurdu yani!

Niyetlerini tam yansıtıyordu kalkışmacıları kışkırtanların.

Anlaşılan tarih boyunca yüzlerce kez kuşatılan İstanbul’u nihayet fetheden Sultan 2. Mehmet, o fetihle bir çağ kapatırken...

Doğu Roma İmparatorluğu’nu tarihe gömerken...

Demek ki, aynı zamanda zulmü de başlatmış burada!

Evet, zulüm başlamıştı birilerine o tarihte!..

Ama kime?

Hangi açıdan bakıldığına bağlı kuşkusuz bu sorunun yanıtı…

Türkiye’de o günlerde yaşatılan keşmekeşin özeti buydu.

 

* * *

Hiç kuşkusuz kendilerini Bizanslıların yerine koyanlar İstanbul’un fethine ‘zulüm’ demeleri çok doğal.

Salt Bizanslıların ama!

Ve hatta tüm Bizanslıların da değil…

Kimi Bizanslıların

Çünkü fetihten önce Bizans ikiye bölünmüştü…

Esas itibarıyla imparatorluk ailesiyle saray bürokrasisinin oluşturduğu birinci grup ayakta kalabilmek için Katolik batı dünyasının kanatları altına sığınmayı kurtuluş yolu olarak görürken diğer grup “dinden çıkmaktansa” Türklerin himayesinde yaşamayı yeğliyordu.

İşin gerçeği buydu.

İşte bu nedenle bir kesim Bizanslılar için belki ‘zulüm’ denebilir buna.

Ne ki, insanın kendi atalarıyla ilişkisi anlamında ele alacak olursa eğer konuyu, doğal olmayan bir tutumu yansıttığını söylemek gerekmiyor mu içimizdekilerin yaklaşımı?

O açıdan “zulüm 1453’de başladı” gibi hezeyanları olağan bir ruh halinin ve sağlıklı bir kişilik yapısının üretebileceğini varsaymak hiç kuşkusuz külliyen yanlıştır.

 

* * *

 

Hiç kuşkusuz İstanbul’un fethi ile ‘zulüm’ falan başlamamıştır.

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş dönemi bitmiş, Yükseliş dönemi başlamış, İstanbul’un fethi ile Osmanlı Devleti’nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki Bizans’ın yarattığı tehlike ortadan kalkmıştır.

İstanbul’un Fethi ile Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan ticaret yolları ele geçirilmiştir.

İpek Yolu’nun Avrupa’ya giden kolu ele geçirilmiştir.

İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti yapılmıştır.  

Osmanlı Devleti’nin İslâm Dünyası’ndaki saygınlığı artmış, Fener Rum Patrikhanesi Osmanlı himayesine girmiştir.

1000 yıllık Bizans devleti sona ermiştir.

Orta çağ sona ermiş, yeni bir çağ başlamıştır.

Rönesans hareketi tetiklenmiştir…

Avrupalıların yeni keşifler yapmasına da yol açmıştır bu gelişme.

Yeni bir uygarlığın değerlerini yaymak anlamında bir fetih hareketi olan İstanbul fethini, ‘Zulüm’ olarak tanımlayan içimizdeki Bizanslılara sormak gerekmez mi; siz ne ayaksınız?!..

 

Bu yazı toplam 247 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.