1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Geçmiş bilinmeden gelecek nasıl inşa edilecek?
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Geçmiş bilinmeden gelecek nasıl inşa edilecek?

A+A-

Genel olarak az okuyan bir toplumuz.
Dünyada en fazla kitap okuyan ülkelerin başında, yüzde 21 ile Fransa ve İngiltere bulunuyor.
Demokrasi ve Eğitim Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (DESAM) yayınladığı rapora göre; Türkiye yüzde 0,1'lik kitap okuma oranıyla dünyada 86'ncı sırada yer alıyor.
Uluslararası Yayıncılar Birliği 2016 verilerine göre, Türkiye'de kişi başına 8,4 kitap düşmüş.
TÜİK verilerine göre, kitap okumak Türk insanının gereksinim listesinde 235. sırada.
Kitap okumaya ayırdığımız süre günde ortalama sadece 1 dakika!
Buna karşılık TV izlemeye ortalama 6 saat, internete bağlanmaya 3 saat ayırıyor.

* * *

Gençler daha çok sosyal medyada zaman harcıyor.
Ve son 30 yıldan bu yana da kitap ve gazete okuma sayısı giderek düşüyor…
Dünyada da düşse de Türkiye’de bu daha hızlı gibi…
Kuşkusuz bunun sosyal, ekonomik, psikolojik ve gelenekle ilgili nedenleri var.
Eğitim seviyemizin çağa uyarlanmasındaki yavaşlık ve eksiklikler,
Televizyon, internet kullanımı ve sosyal medya, okuma oranlarını en alt seviyeye indirgedi.
Gençler genellikle sosyal medyada vakit geçiriyorlar.
Dijital yayıncılık baş döndürücü bir hızla gelişiyor.
Bir diğer neden de internette kitapların daha ucuz fiyata satılıp haksız rekabet oluşturulması.
 
* * *
Evet, Türkiye’de yollar da, araçlar da çok değişti.
Yazın dünyasının aktörleri de bu gelişime koşut yeni bir anlatım yolu buluyor ama bu sanırım biraz yavaş gelişiyor.
“Adam kapıya geldi, anahtarını çıkardı ve karanlıkta deliği zar-zor bularak anahtarı çevirdi, açılan kapıdan içeri adımını atarken anahtarı yeniden çıkartarak içeriden deliğe soktu ve kıçıyla itekleyerek kapıyı kapatırken anahtar yere düştü, eğildi yerden alarak yeniden deliğe soktu ve sağ duvardaki lambayı yaktı”
Dijital teknolojinin olağanüstü geliştiği günümüzde bunun “Adam kapıya yaklaşırken onun görüntüsüyle aydınlanan kapının önünde durdu, başparmağını butona değdirerek açılan kapıdan içeri girdi ve içerisi de aydınlandı” şeklinde olması gerekiyor.
Yahut “Adam katırıyla dar patika yoldan ormana doğru ilerlerken…” gibi bir tümceyle oluşturulan metinlerden oluşmuş eski klasiklerimizi gençlerimiz okumuyor, diyoruz.
İnsanlarının yüzde 80’ninin kentlerde yaşadığı, insansız hava araçlarının, yapay zekânın, yaşamımıza girmeye başlamış robotların konuşulduğu bir dünyada yazın aktörlerinin de buna yönelik bir dil kullanması gerekmiyor mu?
Bizim kandille okuma öğrendiğimiz günleri bilmeyen gençlerimize “Bizim eski klasiklerimizi okuyun’ diye nasıl söyleyeceğiz?
Tıpkı, AK Parti iktidarları döneminde doğup, yetişmiş kuşağın eski susuz, yolsuz, kirli kentleri bilmeyip, yaşamı hep böyle sandıkları gibi…

* * *
Ne yapacağız, yapmalıyız peki?
Geçmiş bilinmeden gelecek nasıl inşa edilecek?
Bunun da yolu kuşkusuz yine okumak…
Ama bunca kolay ve ucuz ulaşılabilen binlerce, milyonlarca dijital oyunlar, binlerce filmler, videolar varken nasıl okutacağız eski klasikleri çocuklarımıza?
Köklere inilmeden doruklara da inilemeyeceğine göre!..

Bu yazı toplam 88 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.