1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Dünyadan habersiz bilim adamı olur mu?
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Dünyadan habersiz bilim adamı olur mu?

A+A-

Bilim, evrenin, evrendeki olguların ve olayların bir bölümünü ele alıp birtakım yöntem ve deney yolları kullanarak ve gerçeğe, gerçekliğe dayanarak birtakım yasalara ulaşan bilgi yolu, olarak tanımlanıyor.
Ne ki, bilim adamının yaptığı çalışmalar yahut deneyler her zaman doğru sonuç vermeyebiliyor…
Herkesin topluma karşı bir sorumluluğu olsa da bilim adamının toplumsal sorumluluğu geçmişten günümüze toplumsal yaşamda her bireyin sorumluluğundan daha fazladır.
Bilim adamının toplumsal sorumluluğu bir göreve dönüştüğü zaman, toplumun bilinçlenmesinde daha önemli rol oynar çünkü.
Bilim adamı öncelikle bir “aydın” insandır.
Bilim adamının topluma karşı sorumlulukları öne çıktığında, aynı zamanda bir uzman olarak yaşam bütünlüğünü ve kolaylığını kendine görev yapabilir.
Ne yazık ki bunu yapabilenler de var, adı salt Prof. olarak kalanlar da!


* * *
 
Bilim, gözleyebildiğimiz, içinde yaşadığımız bu “dünya” üzerine salt gözleme ve deneylere ve mantığa dayanarak bilgi edinmektir.
Bilim yoluyla bütün insanlık için ortak bilgi edinebiliriz.
Çünkü aynı koşullar altında aynı gözlemlerden herkes tarafından hep aynı bilgiler elde edilir.
Ancak bilimde öngörülerin her zaman yanlışlanmaya açık olduğu gerçeğini de bilmek gerekir.
Bilim gelişen bir şey…
Mutlak doğrular yok yani…
Şimdiye kadar hep “doğru” çıkan bilgi yeni bir alanda da doğru mudur, değil midir?
Bakmadan bilmek yoktur yani…
‘Bilirmiş’ gibi yaparak topluma yanlış bilgi vermek yahut yanıltmak ya da istismar etmek bilim adamlığına yakışır mı?
 
* * *
 
Büyük Kocaeli depreminden 20 yıl sonra geçen hafta İstanbul’da meydana gelen 5,8’lik depremin ardından kanallarda ‘bilim adamları’ açıklama yapmaya, tartışmaya başladılar.
Tartışma ki ne tartışma!..
İki ayrı kanalda üçer Prof. titri ‘bilim adamı’ olası İstanbul depreminin yeri, derinliği, şiddeti ve zamanı konusunda konuşuyorlar.
Kanalın birinde 5,8’lik yeni depremin beklenen büyük İstanbul depreminin zamanını uzattığını, diğer kanalda ise tam 180 derece tersi, kısalttığını savlıyorlar!
Ve insanların da kafalarını hepten karıştırıyorlar.
Evet, belki bir duyarlılık geliştirmeye katkısı olur beklentisiyle gelişen süreç ‘adam sende’ye dönüşüyor sonunda!
 
* * *
Yıllar önce ‘zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman’ şeklinde oluşturulan türkülerle zeytinciliğe ve hayvancılığa vurulan darbeye kayıtsız kalan bilim dünyasının andından ‘yumurta sağlığa çok zararlıdır’ tartışmasından sonra ‘hayır, yumurta son derece yararlıdır’a dönüşmesi ne anlama geliyorsa, bizim ‘depremcilerin’ ki de öyle gibi!
Neymiş 2001 krizinin nedeni 1999 depremiymiş!
O günlerde soyulan ve içi boşaltılarak batırılan 20 bankanın sorumlularının bunda hiç rolü yok yani!
Hele beklenen büyük İstanbul depreminin Yalova ve Bursa’ya etkilerinin ne olabileceği sorusuna, bir Prof.un verdiği yanıt var ki evlere şenlik!
‘Neyse ki Bursa’da evlerin ve yapıların büyük çoğunluğu tepelerde ve kayalıklar üzerinde, oradan yırtıyor’ şeklindeki yanıtını bilim adamlığı kavramının neresine koymak gerekir ki?
Laf mı şimdi bu?
Bu bey son 50 yılda hiç mi Bursa’ya gelmedi, görmedi, duymadı?
Bursa’yı 1890’lı yılların Bursa fotoğraflarından tanıyan, dünyadan, Bursa’dan habersiz böyle bir ‘bilim adamını’ kim ciddiye alır ve alıyor ki!
Evet, deprem için duyarlı olalım…
Biraz daha işi ciddiye alalım ama bilim adamlarının biraz da çözüm konusunda öneriler getirmesi gerekmez mi?

Bu yazı toplam 113 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.