1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Dünya ve Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği (1)
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Dünya ve Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği (1)

A+A-

Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası resmî kurumların yayınladıkları verileregöre, dünyadaki en varsıl 42 kişinin mal varlığı, dünya nüfusunun yüzde 50’sine karşılık geliyormuş.

Yine bu kurumların verilerine göre, dünyada 2 bin 143 kişinin mal varlığı 4 milyar 600 milyon insanın gelirine eşit…

En varsıl 10 ülkenin geliri de en yoksul10 ülke gelirinin tam 77 katıymış.

Küresel adaletsizliğin bu kadar rahatsız edici boyutlarda olması ve servetin bu kadar adaletsiz paylaşımı kaçınılmaz olarak beraberinde yoksulluk, çatışmalar, açlık gibi başka sosyal problemlerin ortaya çıkmasına neden olmakta kuşkusuz.

* * *

Yoksulluk, insanlık tarihi boyunca var olan ve her geçen gün daha da artan bir olgu olmasına karşın dünyada kabul gören ortak tek bir tanımı bulunmamakta ne yazık ki.

Yoksullukla ilgili her dönemde, her toplumda, her birey için geçerli olabilecek ortak ölçütler bulabilmek oldukça güç.

Yoksulluk tanımının içeriği yaşanan mekâna ve zamana göre değişebildiği gibi, aynı zaman diliminde farklı ülkelerde farklı ölçütlere göre de kişiler varsıl yahut yoksul olarak tanımlanmakta..

Bu farklılıkları ortaya koyma adına ‘mutlak yoksulluk’, ‘göreli yoksulluk’ ve ‘insani yoksulluk’ gibi çeşitli yoksulluk tanımları yapılmış. 

Mutlak yoksulluk; bireyin salt yaşamını sürdürebilmesi için gerekli en temel gereksinimlerini karşılayabilmesi durumu.

Bu denli yoksul kişilere dışarıdan yardım edilmediği takdirde bu kişiler ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalacakları için bu kişiler birinci dereceden yardıma muhtaç insanlar olarak algılanmakta.

* * *

Mutlak yoksulluk sınırı; ülkeler, bölgeler, toplumlar arasında farklı seviyelerde olabilmekte.

Ancak bütün bu farklılıklara karşın uluslararası anlamda kabul edilmiş yoksulluk sınırları da yok değil.

Örneğin, Dünya Bankası’na göre Satın Alma Gücü Paritesi’ne göre hesaplanmış günlük 1,9 doların altında gelir elde eden insanlar açlık sınırı altında yaşarken; günlük 3,1 dolarınaltında gelire sahip olanlar da yoksulluk sınırı altında bir yaşam sürmektedir.

Göreli yoksulluk; bu gruptaki insanlar temel gereksinimlerini karşılayabilmelerine karşın kişisel kaynaklarının yetersizliğinden dolayı bulundukları toplumun genel refah düzeyinin altında yaşayan ve topluma sosyal açıdan katılmaları engellenmiş kimseler.

Yoksulluk olgusu, artık tüketim kültürünün aktörü olan bireyin, kendisi için erişilmez kabul ettiği mal ve hizmetleri yaşamına dâhil etme arzusunun tahakkümü altında belirlenmeye başlamıştır bu gün.

İnsani yoksulluk kavramı ise ilk olarak BM Kalkınma Programı’nın 1997 yılında yayımladığı İnsani Gelişme Raporu’nda ortaya atılmıştır. Buna göre insani yoksulluk, gelir yoksulluğu ile ilişkili olmasına karşın ondan farklıdır.

İnsani yoksulluk kavramı; okur-yazarlık, yetersiz beslenme, ana-çocuk sağlığının yetersizliği gibi temel hizmetlerden yoksunluk olarak tanımlanmakta.

* * *
Son 50 yıldır refah seviyesi göstergeleri sürekli artan dünyamızda yoksulluğun halen ciddi bir sorun teşkil etme nedeni, büyümeden eldeedilen kârın toplumlar arasında adaletsiz bir şekilde paylaşılmasıdır.

Yani, gelir dağılımı eşitsizliği

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre 2018 yılında 2017’ye göre ülkedeki yoksullar daha da yoksullaşırken varsıllar daha da varsıllaşmış.

TÜİK verilerine göre 2017 yılında Türkiye gelir dağılımı eşitsizliğindeAvrupa’da ikinci sırada yer almış.

Yarın TÜİK verileri ile Türkiye’deki son durumu irdelemeyi sürdürmek dileği ile.

 

++++++++++++++++++++

++++++++++++++++++++++++++++++++++

 

 

 

Bu yazı toplam 217 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT