1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Daha demokratik, daha çoğulcu bir baro
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Daha demokratik, daha çoğulcu bir baro

A+A-

Günlerdir tartışmaları süren ve önceki gün meclis başkanlığına sunularak görüşülen ‘Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ nin görüşülmesine başlandı.

Baroların, Anayasa'da ve yasada belirtilen görevleri dikkate alındığı zaman birçok gereksinimi günümüz koşullarında karşılayamadıkları ve hakkıyla yerine getirmedikleri bir gerçekti.

Özellikle son 20 yılık sürede hızla artan Avukat sayısı, artan bu Avukat sayısının özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde yoğunlaşmış olması, barolar ile meslek üyeleri arasında ilintinin ne ki, tamamen kopmasına neden olmuştu.

Artan Avukat sayısı başta, Avukat stajyerlerinin mesleğe hazırlanması ve eğitim konusunda baroların, görevlerini gerektiği gibi yerine getirmemelerine, avukat stajının sembolik ve şekli anlamda prosedürel bir işleme dönüşmesine neden olmuş, baroların demokratik temsilini de ne yazık ki tamamen ortadan kaldırmıştı. Ayrıca sistem Avukatların seçimlerde sandıktan uzaklaşmalarına neden olmuş, baro ile irtibatlarını koparmıştı.

Bu kopuş, barolar ve Barolar Birliği’nde demokratik temsile büyük zarar vermişti.

Yapılması düşünülen düzenlemeyle şimdi daha demokratik, daha çoğulcu, temsil düzeyi yüksek bir baro yapısı oluşturulması hedeflenmekte…

* * *

Baro, avukatların kayıtlı olduğu kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşu...                                                                                                        Avukatların mesleki sorunlarının çözülmesi ve bu çerçevedeki haklarının savunulması başlıca iştigal sahası olmak durumunda…

Barolar, bir meslek kuruluşu olarak yasaların kendilerine yüklediği görevlerin yanında yargı sisteminin de bir parçası aynı zamanda.

Sendika, çalışanların sosyal, ekonomik hak ve çıkarlarını korumak, sorunlarını çözme amacı ile kurulmuş ekonomik öğeler taşıyan, devlet, siyasi parti ve iktidar örgütlenmelerinden bağımsız örgütler.

Yani ikisinin temel amaçları da birbirine yakın…

Sendikalar çoklu olabiliyor da barolar neden olamasın?

Bu gün ‘Baroları bölüyorlar’ diyenlerin 1952’de kurulan Türk-İş sendikası karşısında 1967 yılında kurulan DİSK için bir şey yapmamalarını nasıl açıklamak gerekir?

İstanbul, Ankara ve İzmir Barolarında sandığa teveccüh yüzde 40-45 oranında azalmış.

Barolarda toplam avukatların yaklaşık yüzde 20'sinin oyunu almak suretiyle Baro başkanı, Baro yönetim kurulu üyeleri ve Türkiye Barolar Birliği delegasyonunun belirlenebildiği bir yapı var.

Bu antidemokratik durum ‘Baroları, Anayasa ve yasada yer alan görevleriyle uğraşmak, avukatların sorunlarının çözümüne odaklanmak, hukuk ve hukukçu kalitesini artırmak, Türkiye'yi uluslararası alanda hukuk ihtilaflarının çözüm merkezi haline getirmek yerine, siyasi ve ideolojik çatışmanın merkezi haline getirmiş olmuyor mu?’

* * *

Kimi barolar ‘demokrasi ve savunma bağımsızlığı’ gibi söylemlerin arkasına sığınsa da, perde gerisinde milyonlarca liralık ekonomik getirimin ve siyasi ayrıcalıkların yitirilme korkusu olduğunu görmeyen, bilmeyen var mıdır?

Baroların ‘aidat’ ve ‘Baro Pulu’ ile milyonlarca gelirlerinin bulunduğu biliniyor.

Yasa değişikliği ile ayrıcalıklarını yitirecek olan baroların kimi üyelerinin organize olarak yollara düşmelerinin nedenini anlamak hiç de zor değil.

Bunun perde gerisinde devasa bir ekonomik-siyasi getirimi yitirme endişesi yok mudur?

Bu yazı toplam 150 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT