1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. ‘Baas’ seviciliği!
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

‘Baas’ seviciliği!

A+A-

CHP’nin düzenlediği "Suriye’de Barışa Açılan Kapı” temalı Uluslararası Suriye Konferansında Türkiye'nin, Suriye'den yönelebilecek somut tehditlere karşı, güvenliğin Suriye yönetimiyle çok yönlü diplomasiye başvurarak sağlanabileceği kararı çıktı.

Ayrıca, Türkiye’nin Suriye sahasındaki askeri varlığının kontrollü biçimde azaltılması yerine sürekli artırılmaya çalışılmasının güvenlik tehdidi yarattığına dikkat çekilerek Türkiye’nin tezlerine karşı çıkıldı.
Suriye krizi sonucu bölgede yaşanan çok boyutlu gerilimden en az hasarla çıkmanın yolunun Türkiye-Suriye ilişkilerini bir an önce düzeltmekten geçtiği vurgulandı.

Konferansta, CHP'nin Suriye’de barışın tesisi ile birlikte Ortadoğu’daki kalıcı barışın da kurulabileceği inancını taşıdığı sonucuna varıldı.

Bu sonuçlar CHP’nin daha önceki söylemleriyle de zaten örtüşüyordu!
Aslında bu tür konferansların tek başına Suriye sorununun çözümünde yeterli olamayacağı açık…
Çünkü büyük devletlerin devreye girdiği, yöneticilerin ve diplomatların dahil olduğu toplantıların bile bir çözüm getirmediğini görmek gerekiyor.

* * *
Peki, CHP’nin bu Esed saplantısı, Baas seviciliği öteden beri seslendirilen bir konu zaten.
Kimdir bu Esed, Nedir Baas?
8 yılda Esed’in başında bulunduğu Suriye’de 18 Milyon nüfusun yarıya yakını ülkesini terk etmiş, kalanların da yarısı ülke içinde yer değiştirmiş.
Ülkede kalanların da yarıya yakını muhalif Esed’e…
Ve topraklarının yarıya yakınını egemenliği altında tutamayan bir Esed…
Toprakların üçte biri ABD işgalinde…
Rusya güdümlü bir ‘Baas’ yönetimi…
Böyle bir durumda CHP diyor ki; “Esed ile temas kurulmalı”
Neden?
Konferans sonrası Kılıçdaroğlu, “Suriye’nin geleceğine ancak Suriye halkının karar verebileceğini hiç unutmamalıyız”
Yahu hangi Suriyeli karar verecek?
Nüfusunun yarısı ülkeyi terk etmiş korkudan.
Kalanların yarıya yakını muhalif Esed’e…
Karar verilmiş zaten; “Esed’li bir Suriye istenmediği açık değil mi?
Ülkeyi terk edenlerle birlikte muhaliflerin üçte ikisinin Esed’i istemediği ortada iken bu nedir bu Esed hayranlığı, anlamak olanaklı değil.

* * *
CHP’nin Türkiye’de gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirgesinde dikkat çeken baş konu Esed yönetimiyle temas kurmak…
Rusya tarafından her söyleneni yapan bir Esed ile Türkiye yönetimi ne konuşacak?
Zaten Ağababaları Rusya ile konuşmuyor mu Türkiye?

CHP’nin bu konuda amacı ne olabilir?

Bir milyona yakın insanını öldürmüş, yarıya yakının ülkeyi terk etmesine neden olmuş, kalanların da yarıya yakının ülke içinde yer değiştirmesine yol açmış bir Suriye yönetimi ile hangi sorunu, neden ve nasıl konuşacak Türkiye?
‘Suriye’ konulu bir konferans düzenleyen ana muhalefetin, toplantıya ABD ve PKK’nın sözcülüğünü yapan konuşmacıları çağırması, Türkiye’nin “güvenli bölge” planına karşı çıkılması ne anlama gelmektedir?
PKK/PYD/YPG tezlerinin savunulduğu bir propaganda platformuna dönüşen toplantıdan çıkan sonuçların toplantının ‘Suriye’ konulu olmasına karşın Suriyeli hiçbir muhalifin ve Türkiye’ye yakın hiçbir grubun çağrılmadığı konferanstan çıkan sonuçların sorunun çözümüne ne gibi bir katkısı olabilir?

Konferans sonuç bildirgesinde PKK/YPG’den hiç söz edilmezken, CHP’nin Fırat’ın doğusuna bir operasyona karşı olduğunu açık şekilde ifade etmesini nasıl değerlendirmek gerekir?

Bu yazı toplam 127 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.