1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. AK Parti’ye ‘AKEPE’ demenin dayanılmaz hafifliği!..
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

AK Parti’ye ‘AKEPE’ demenin dayanılmaz hafifliği!..

A+A-

Siyasi partiler adlarını devlete bildirirken kısaltış adlarının da nasıl olacağını belirtirler dilerlerse.

Kuşkusuz bu Türk Dil Kurumu mevzuatına uygun olacaktır.

AK Parti de Adalet ve Kalkınma Partisi isminin kısaltılmışını ‘AK Parti’ olarak bildirdi ve öyle seslenilmesini istedi…

Ama nedense AK Parti’ye muhalif olanların büyük kesimi ısrarla AK Parti’ye ‘AKEPE’ demeyi sürdürüyor.

Bunu, muhalif olmanın dayanılmaz hafifliği olarak görüyorlar gibi!

Geçmişte de ANAVATAN Partisi kısaltılmışını ‘ANAP’ olarak, Sosyal Demokrasi Partisi de ‘SODEP’ olarak kullanmıştı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olan Numan Kurtulmuş’un eski partisi Halkın Sesi Partisi de, kısaltılmış ismini ‘HAS’ Parti olarak kullanmıştı bilineceği üzere.

Bu örnekleri çoğaltmak olası…

* * *

AK Parti’ye ‘AKEPE’ diyenler nedense PKK’ya ‘PEKEKE’ demiyor ‘PEKAKA’ diyor.

Öyleyse ‘AKEPE’ye de ‘AKAPE’ denmesi gerekmiyor mu onların mantığına göre?

Bu çelişkili durumu nasıl açıklamak gerekir acaba?

Burada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve kimi CHP sözcülerinin belki de bu çelişkiyi gördüğü için ‘AKEPE’ yahut ‘AKAPE’ demeyip AK Parti şeklinde seslendirdiklerini de söylemek ve haklarını teslim etmek gerekiyor sanırım.

* * *

İYİ Parti’yi de ‘İP’ şeklinde seslendirmek doğru değil.

Onlar da partilerinin kısaltılmış halini kullanmak istemiyorlar, zaten İYİ parti kısa…

Ama buna karşın ‘İP’ diye seslendirmek etik değil.

Her ne kadar İYİ Partililer AK Parti’ye ısrarla ‘AKEPE’ demeyi sürdürseler de!

Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun kurma hazırlıkları içinde olduğu ve yarın kuruluşunun açıklanacağı partinin adı Bizim Parti olacakmış söylenenlere göre.

Şimdi de buna ‘BİP’ diyenler çıkmaya başlamış hemen!

Eğer parti kurucuları bunu kullanmakta bir beis görmeyecekler ve “Bizim partimizin kısa-uzun ismi BİZİM Parti’dir” derlerse ona da ‘BİP’ demek doğru olmayacaktır, etik olmayacaktır.

Siyasilerin bu konularda daha özenli davranmaları beklenir hiç kuşkusuz.

* * *

Bir parti İçişleri Bakanlığı’na adını, kısaltılmışını nasıl bildirmişse ve nasıl seslenilmesini istiyorsa öyle davranmak gerekir.

Bunun dışındaki seslendirmeler bir ‘aşağılama’ amacı gütse de gütmese de hoş karşılanamaz.

Siyasetçiler ilkesel temelde program, proje ve hedefler doğrultusunda çıkmalıdırlar kamuoyunun karşısına.

Türkiye’de ne yazık ki siyasetin dili giderek saldırgan ve çatışmacı bir biçime dönüşmektedir.

Özellikle seçim dönemlerinde bu dil daha da hırçınlaşmakta ve sonra da olağan bir durum gibi varlığını ve etkisini sürdürmektedir.

Türkiye’de siyasal parti liderlerinin yahut temsilcilerin özellikle seçim kampanyaları sürecinde birbirlerine yönelik kullandığı söylemler adeta savaş söylemlerini çağrıştırmaktadır.

Kullanılan çatışmacı, hakaret içeren, dışlayıcı ve düşmanca dil toplumsal kutuplaşmaların ve ayrışmaların en önemli nedenlerinden biridir.

Saldırgan ve çatışmacı dili benimseyen liderlik karakteri, siyaset anlayışı ve ona koşut medya organlarının yayın politikası toplumu germekte, kutuplaştırmakta ve toplumsal uzlaşma zeminlerini yok etmektedir.

Bu dilin seçmen akışkanlığını da bir ölçüde engellediğini, herkesi kendi partisi çevresinde kemikleştirdiğinden oy artırımına da engel olduğunu görmek gerekir.

Bu yazı toplam 201 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT